Biz kimiz

JUSTINA & UMUT

umut

Geçmişten gelmiş romantik bir beyefendi. Müstakbel eşi ile keyifle geçirilecek her anı, tabiat ananın kucağında kamp yapmaktan Litvanya yemeklerini denemeye kadar,  dolu dolu yaşamak istiyor. Gerçek sinema tutkunu, sadece filmleri değil, arkasındaki hikayeleri de seven biri. Sadık bir okuyucu aynı zamanda. Tabii ki her şey hikayelerle ilgili. Gelecekteki büyük hikayesi için hazırlanan bir hikaye toplayıcısı.

Yeni yetme bisiklet tamircisi. Monthy Python’un süper kahramanı olmaktan uzak ama gün be gün yaklaşıyor. Yavaş ama sağlam onun düsturu. Tamiratla geçen her günün ardından farklı tarifle pişmiş yulaflı kurabiye ya da siyah Bohemya birası favorileri.

Zaman zaman çok derinde olan içsel huzuruna ulaşmaya çabalayan tutkulu bir kendo öğrencisi ve Zazen takipçisi. Bisiklete binmediği zamanlarda onu Elbe kıyısında koşarken ya da favori yeri sauna olan spor salonunda, Almanya’nın soğuk ve yağmurlu havasından kaçacak bir yerde, güneş ve kumsallarla ilgili hayal kurarak egzersiz yaparken bulabilirsiniz.

Türkçe ve ingilizce konuşmanın yanında Almanca içinde çabalıyor.

justina_ico_200

Ebedi coğrafyacı ve kaşif! Her zaman birşeyleri ve bir yerleri araştıran, yakında ya da uzakta, yolda ya da yol kenarında, kendi içinde ya da başkalarının içinde ya da sadece gökyüzünde. Her şeyi, her yeni şeyi öğrenmeye tutku ile bağlı.

Yalnızca dil öğrenmeyi değil, o dillerin kültürünü de öğrenmeyi seven biri. Bir poliglot değil ama insanların ne söylediğini yarım bir sözcükle anlayabilen biri (hala Umut’u anlamaya çalışmasına rağmen).

Yeni tutkuları yemek pişirmek ve sağlıklı yaşam onun için yaratıcılığın ve deneselliğin yeni formu. basit yulaflı kurabiyeler asla eskisi gibi olmayacak. Deneysellikten nasibini alan akşam yemekleri artık daha da komplike, Türk usulü, Hint baharatlı, İtalyan dokunuşlu Litvanya yada Japon yemeği artık çok normal. Sadece mutfaktaki değil hayattaki dengeyi Ayurveda ile öğreniyor. Yoga ve meditasyon da dağınık aklına “şu anda ve burada” olmanın keyfini yaşamayı öğretiyor.

Litvanca, İngilizce, Almanca ve Fransızca konuşmanın yanında birazda Rusça ve İspanyolca anlıyor.

 

Her ikisi de yeni birşeyleri keşfetme, yeni yerler görme ve bilinmeyeni yaşantılama arzusu duyan “seyyah” genine sahipler. Her ikisi de halihazırda birçok kez yabancı diyarlarda yaşamış, oralara seyahat etmiş, haftasonlarını doğa ile içiçe geçirmiş ve dünyanın dört bir yanından gelen başka seyyahları evlerinde misafir etmiş seyyahlar.

Haftasonları yetmemeye başlayıp, günler sıkıntıyla içlerini kemirdikçe, pencereden görünen günbatımı rengi artık yeterli gelmedikçe ve yaşamanın, burada olmanın, huzurlu olmanın ve aynı zamanda maceraya doymanın anlamı yavaşça değişerek yıl boyu sürecek bir seyahate dönüştü. Umut’un aklına bu kadar büyük bir seyahata çıkma fikri Justina herzaman ki gibi ” gene haftasonu hiçbirşey yapmadık” diye huysuzlanırken geldi. Aslında Justina doğada geçirilecek küçük kaçamaklar yapmak isterken Umut dayanamadı ve yıllardır sakladığı hayalini yüksek sesle paylaştı:

“Haydi bisikletle tura çıkıp Himalayaları görmeye gidelim!”

Justina onun gözlerindeki ateşe ve kıvılcımlara bakıp ne kadar ciddi olduğunu anladı. Ve o anda karar verildi!

Haydi dünyayı ve hayatı görelim! Haydi hayatı bisikletleyelim!

View from the window